16 Eylül 2016 Cuma

tanrıyı arayan adam                                                                                                      bi dost

Bu gerçek bir hikayedir.
zaatiyeler medresesini senle ben kurutmuştuk.aslolan yorgunluğumuz değil korkumuzdu.tavan olarak taban olmuş bir ezintinin zangoçlarıydı a'nın büyüsündeki demir atlar.kangallar gibi enik,onlar gibi serindik.bulamadığımız genelerde sefil olmuştuk deli mabedlerimize akan suyun içinde.ışık ve karanlık o kadar belirsizdi ki kafamızı kaldırmamıza bile gerek yoktu.
kahrolup kan okuyorduk, damarlarımızın sertliğinde eriyor, nefsin seferinde hınç dolarken o dipsiz ve kadim çöl de;en iyi bildiğimiz şeyi yapıyorduk dönen metalçarkları terk ettiğimiz seferlerde donarken sen ile ben.en  iyi bildiğimiz şeydi dans.uçsuz ve bucaksız.
nadir mola veriyorduk.gerçekten yorulmuyordum.ve bir de susadığımı hatırlıyorum.en çok da ay altında yürümek ha diyince olamayacak türden güzel bir olumdu.gündüz denilen zaman ekseninde sessizliği dinlemek dolduruyordu derinlerimi.ve konuştuğumuz 3-5 kelimenin 7 oluşunu ve sonra 9 oluşunu kutlamalarımızın her biri enfes afford(gücüyetebilmeler)larla dolulu bir gökkuşağı yüzdürüyordu içime.çift sayılara geçince kapabiliteyi yitirmeyi de ayrı seviyordum.biz 2 ayrı hacimdik senle ama sen beni en ucca taşıyabilen en harika kaldıracımdın bu hayatta.bunun için karma'ya şükrediyordum.sen bunu bilmiyorsun.hiç de bilmemelisin aslınabakarsan.çünkü hazırdoğduğumuzu unuttuğumuz her a'n biz yeniden doğmalıyız seninle.o bunu istiyor.daha dallı ve daha budaklı.daha karışmış daha zor daha tek.daha bir.dahası hepsi.ve akan sıvılarımızın kimyasal reaksiyonlarını kamaşırken biz her a'n unutuyorduk hacmimizi derin buzullarımızda.
sen benim kutsanışımın sembolüsün.bunun yegane kanıtısın. iyiki de varsın.hakkında ve hatrında söyleyecek çiftlerce lafım ve sazım var olsa bile ben yine,her seferinde,nefesim yettiğince seni dinlemek için a'n ı yakacağım.
şimdi burda ezelden beridir konuştuğumuzu söyleyecek ve haklı olduğunu sana teslim etmem gerektiğini dillendireceğim de,sen,beni dinlemeyip ortada yanan ateşe bi odun atabilme ihtimalini hayatlandıracakken,tam o esnada,doğuş şarkımızı sonsuzluğa devam ettirenki resmimize bakarken o'nun gülümsemesini duyucam içimde.gülüşümde yüzüne günücek o'nun yankısı ve sonra beynine çarpıcak radyo dalgası.ve aramızda sonsuza kadar yol alıcak birbirine bakan iki ayna gibi.
varoluşumu ruhuna müjdelediğimde bende kendimi tamamlanmış hissedebildiğim anda süregelen elektronik transferlere bir sayaç konulursa bu makinanın da arıza vereceğini sana anlatırken buluyorum kendimi geceleri.sanırım her an daha çok düzeliyorum.bunu bizim için yapıcağım.ben senim.
ve dibbe kadar da sorsan verecek bir cevabım yok çünkü tıpkı senin gibi bende birşey bilmiyorum.bilsem söylermiydim bilmiyorum. önce labaraduvarımda biraz deneylerdim o'nu.inini cinini derinlerine sorardım.ah'ını aklınla çarpar gene duvara asardım. sonunda bakardım sanırım.evin yakınlarına gelmeni beklerdim.sen uyurken en tatlı yerinde ben girmek isterdim içeri.odanın tamamen rule-free(kuralsız) olmasını dilerdim.mmm.ruhunu avcumda durdurmak isterdim.en karanlığına girip oradakileri günışığına serpiştirirken bulurdum çünkü o'nu sonsuz aşkını.
bana fısıldarken ruh yoksulluğumuzu o an kıvraşırdı duyum kulaklarımda.ilk kavrulmaya dair bi hissiyat yokken,bu ikinci ve senelerce süreni oldukça güzel kavrulunduğu söylenebilinir.
enfes sesinde,derin nefsinde,sessiz telinde ah-ı en yüce notaların huysuz olanını seçtiğinde,sen ahval ve ahkamlar zılgıtında beni deştiğindeki a'n ları hatırlıyorum hala sevginde.
aramızdaki aşkın birbirinden bile habersizliği sakin ve durgun gemileri oynatırken buldururdu beni bana.ruhumun her hareketimde seni yakalaması aklımı çelendi en dorukta.filikaları bile unutturan deniz ufkunda sana vurduran kutsansı dalgaları sayan çocuklar kadar hür ve demirsiz,çoğu zamanlar çıldırtayısa unuttuğum gelecek zaman ekinin şimdikiyle eşleşmesi gibi kusursuz ve kadim.her seferinde tekrar hata yapmayı istemenin fikirsel sonsuzluğu ve üzengimin çekicimde bulduğu titreşim kadar velevim senin huzurunda.bunu zirilyarlarda bulmanın as-i fıkrasında, a bendinde , en başında yazdığı gibi, sadece sen bana lazım olan'ın hüzmesinde varolmanın aşkını duyumsadığım.yaratılanlarla bir'im ama aslında bir bile diğilim bendenizde.aslında sonsuzum.kendime bile sahip olamamışken, sana sahip olabilmek en güzel senaryoda bile yaşanamayacak kadar fazlaydı.birer ayakta yürüyen memeli olarak bizler,var olarak buna katıldığımız paylaşımda, bu yeşil-mavi yuvarlak üstünde, bunu hakedebilecek pek birşey yapamayız.bunun büyüklüğü senelerimizi aşar,ve ruhküremizle çarpılır.parmaklıklarımızdan görülen siyahi günışığını biraz aydınlatabilmek için nice fantaziler denenmiştir bu açıklıklarda.lakin ve lakit eskaza devrilmiş mezar taşlarında hep aynı şey yazar.iki ve bir satır.bedenindeki altın orantıyı yakalayan rakamlar gurubundan..
sekizler çizerek yüzmeyi öğrendiğim surlarında, defter-i adalet dergahında, bitirebildiğim bikaç cild kitapta da aradığım üzere notaların benzerliğinin hipotalamus bezinde buluşması gibi nacizane ve şişhane.her adımda yeni bir ses.faerklı tonajlarda enerjiler.açılarda tekbirler.aslolan feslerimizde saklanmış dehlizlere suyu ulaştırmak.hakkaniyetini sesli ve dokulu bi şekilde yaşayabileceğin tek sarnıcın başında duran adamım ben.elimde ikea çantası.
huzuru dörtgen hacimlerde bulduğu sananın oğlu-kızı!sınıra oradan başlarken düşünmediğini biliyorum.o yüzden bu satırları dinliyorsun.ama yanlızlık sende değil.yanlızlık tanrıdadır.bunu kendi söylemez ama sana tattırır.
her seferinde ve her derecede hafız  olabilirsek; bizi bulacaktır.aslında literally biz onu bulacağız.doğduğumuz an ondan uzaklaşırız.ve son nefese kadar da onu özleriz.o olacağımız anları yaşarken vaadederiz.bunun için bir kitaba ihtiyacımız da yok.metal yerlerine su değdirirsen elektriği iletirsin.*
*elektrik:yaşam boyu süzgecimize takılan her data yı simgeler.bu datalardan güzelleriyle yola çıkanlar, naim olurlar.herşeye kadir ve herşeye ait olurlar.seslerinde nur olur ve bakışları doyurur.dokunuşları yok eder..sevişleri unutturur.a'n ı büyülerler ve serzenişte bile düşündürürler.
ak ile yola çıkan demirdaşlar ile kavram kavgasına uğraşan olmamış insanlarla bir dalaşımız olsa da, evimizi onların antisini yaratmak için tesis etmenin dayanılmaz gururunu yaşatanlara ilgi duyuyorum.

bunun örnekleri nicedir.ve fii ce de de olduğu gibi biri çıkacak ve herkesi susturacaktır.bile bile lades diyen zatallerin biri olmak nefes alıcı ve hayır dölleyici.gerisi sana kalmış...   .      .

10 Mart 2015 Salı

bir nisan


An; ezellerimde buluşuyorum seninle.hem korkutuyorsun beni hem dayanılmaz bi merak salarak içime.akıyor sonsuz zehirin ahiret-i devran rüyamıza.bal yanaklarını son kez severken,ruhum armut ağaçları gibi sarkıyor eşine.nur oluyorum seninle,sen uyurken bile.bakmayışların beni korkutsa da seninle birlikte o yolu yürüyorum soğuk efkarlarda.off. sevgim sana akarken ses çıkarmıştır eminim.o derece yoğun senin sevgin içimde.şu an kıyamet kopsa; durdururum..
yaprak sesleri duyuyorum.hastane koridoru değil ama yaprak sesleri kulağımda.sen benden giderken bile gidişini seviyorum.bu bayramı seninle kutluyor, ruhumu sana gönderiyorum.sanki seninki azalıyormuş gibi..delilik...nöronlarım senin için çırpınıyor.tırmandığımız ağaçları hatırlıyip, dal oluyorum bastığın..zar oluyorum yardığım.yardım.et.tanrım..


12 Ocak 2015 Pazartesi

araz

onu bunu bırakta buralar destan olmuşlarcasına kara güller durağı.şevkalade canan'ım surlarının efendisinden kölesine,mazbut bir efsun koyarken yol her ikimizede gizli gizli, damarlarcasınca sanelerde; tozan ormanlarında bir gıptegüp fermanında bulmuş rakun sazlığındanbaşka.ama paranormallerinde sen yazdın bunu.bellerinden ince kap kacaklarıyla enfirik figanlara dönüştü bastıbacak cığlığın.ve sen su hüzmelerinde o'nu görmedinmi?
sarıkamış düzlüğü isabet etmiş olacak ki sen bile antisosyorik gözlemlerince duysan yinede temizce dolanamayacaksın!bu bahşedilen en denizenazır hakikat olacak tabağına.ve sen kıymet bilipte banasormaz yeminlerinde herseferinde hadımedeceksin seferilerini.doğal kaynaklarında birebir sandalye kovaladığın dostların enfes sevdirimlerinin başlıca temennisi olacaklar.ve gururla fırlattığında roketini,bil ki artık serzenişte olmayacaksın.
bahşedilen su,akıttıklarından tozolmuş bayramafıyetlerınde bıle sana bal olmayacak.ve sabırla derman olman hiçbir halta yaramayacak..
ama sen..bir gülü her yaprağında goncagül kebabına sararsan, ne abaküs ne diferansiyel önünde durabilirse sen yinede Potsdam ı anabilirmisin?
serdengeçipbindiğimiz o atı kulvarında yanlız bırakanların selim olduğu ateşkeslerimizde yapmadıkmı bu tayı seninle?
bir uyarı atışıydı seninki babanın damarlarında kalan uğrak bir fidanı dilegetiren en orta çocuğu açlıktan kıyılara mı susardı?
yazın en sıcak gününde başettiğimiz gözler dolusu kuruntuların en mabet sokağında kaldırıma nazır buldum yoncanı.ve seni santimlerce sigara böreğine çalakaşık sardım.tekrarında sansürlerin olmadığı rızalarının yadsınmasına deliren bir köy muhtarı narasında kaldırdım duvağını perçinlerime..ve sen yine yokta kaldın en afilli yoklamalarda..

17 Aralık 2014 Çarşamba

teras



        SEN ilk sevgilim en sevdiğim üstünde üstün olmadan, kabuklarımı deldiğim kutsalım.özledim.
dostsuz bulduğum dostla dolduğum gride yeşili bulduğum; aslına bakarsan bir yudumda yuttuğum,.tokoğlu tokum!az da olsa medite olduğum beni benle bulduğum sessiz oğlum irlandalı torunum..ALT+J
       BANA bir dünya dolusu adam ve kadın bağışlayan 3 kabin ve toplam 60 tane metre karede geçti bi ömür dolusu öpücük.sevdiğim bütün notaları bastım klarnetimde geceleri verilen resitallerimde.unutamam duvarlarına çizdiğimiz resimleri birlikte.çılgın keyiflerimizi eşsiz tecrübelerimizi unutamam.mahallemin şensuratlısı ve kapımın aşk'ı igor u da unutamam.ve köşedeki poğaçağacının müthiş lezzetini dilimden atamam.geceleri karşımda toplanan gençliğin resitalini bize biz bile veremem şuan..çok özlüyorum seni.bilemezsin...
      3 BLOK ötedeki dostumu beyin dalgasıyla uyandıran ben, bugün seni bile enerjimde boyayamam.evet aramıza yaklaşık 2.770km girdi ama aklımda milimetrelerin bile az değerde.çünkü kendimi dövmelerim hala bedenimde dostum..ve sonsuza kadar kalacaklar inanırsan eğer.bigün seni geldiğin gibi bulacağım ta ki o gün sende bulunmak istersen..
      IŞIĞINDA kaybolacağım yine.bu sefer farklı bu sefer ilk olacak!ve sen aziz dostum sen o kara delikte kaybolmadan fotonlarımı parçalayacaksın!yap bunu!çünkü ağır eleştirilerimin bir gün son bulması için yine sana ihtiyacım var.hemde en çok güzel güzlerimizin gönül eğriliklerinde buluşmamıza..senden vaz geç mi yo-rum!
      EVET seni bırakan bendim..o uçağa bindiğimde aklımda tek soru vardı ikiye yer yoktu..ama seni kalbime doğurdum.böylesi daha güzel böylesi daha akıcı.akmayı severim bilirsin..oh be dostum..özlemişim sesini.ne güzeldi verandanda tembellik..ne güzeldi yağmurun çıldırışı, ne güzeldi güvercinlerin sığınışı,onlarla paylaştığım yemeğim ve şarabım.ne güzeldi beyaz ve ne güzeldi kara..ne güzeldi deniz...

8 Aralık 2014 Pazartesi

bugün salı
ve bugün yine tartarlardan medef uman ben, başıma çöreklenen ardıçağacı gibi bir kelimenin ahenksel karmaşasını deri miğferimde incelerken buluyorum kendimi.hiç uyumamışım hiç uyanmamışım gibi sonsuz uykusuzluk uykusunda yerimi kuzeydoğu 52'30''2 seyir ederken kanserden ölüyorum ve yok oluyorum düşüşümde senin karlarında.hiç köpek evcilleştiren bir adam görmeden gidiyorum bu dünyadan.iriyarılar karanlıkta esir almış çöküşyüzümü.ve ben ahenginde resim buluyorum.ve sen susup dinliyceksin çünkü vakti zamanında seni dinledim bu denizaşırı yolculuğumuzda havuzdan çıkmayan şımarık ördek yavrularıyken benle sen.
ahırtaşlarında adım yazılı.ben ne reden geldiğini binbir celsede bitürlü bilemediğin o nun seniyim.başkalaşımın başıraklarında yazılsal tenissellerle geçen hasssasiyetin temsiliydi hani beni teselli ettiğin ehilkeyifleri?ben sonuç bulamadım hiçbir ritüelinde.
senin için hiçbirşey yapmadım evet tutki senin benim için yapmadığın kadar?ama ne var ki görünüşümü dönüşüme fırlattığımda yine senin koşan bileklerini görüyorum masanın üstüne sıkıcasıya tutunabilmiş.ben o kadar yapamazdım diyorum içimden senin artık realitenin olmadığı bu dünyada.ikili düşüncelerim sonsuzla kartezyen çarpıldığında bende orada hemen başucunda duruyordum...hatırladınmı?
ben hatırlıyorum çığlıklar atarken sen kocaman dalgalar kıyıya vuruyorlardı içimde dipsiz ve engiz.yapamazdım artık sensiz ve bensiz rüyalarını yoketmeye gelen zebellahruhlu içkıyametsi sesim.bundan gayrı bensiz salisen olmayacak geridönüşüm kutusuz bilgisayar.
uzunsal borçlarımı yazdığım kağıdı dışarıda bıraktığımı düşünürken,sesini bulduğum notalardan gayrı bahrilerine sahipolunamıyacağını telaffuz ediyorum.evet gerçekten dinlenmeliyim dediğim her an dinlenmeyi unutmayı başlasan iyi edersinli aparkatları yüzümde vurur oluyorum.şair burda ne demiş'i şimdi daha iyi anlıyorjum.
şair burda kaç kere bişey demiş daha doğru ama.silipsala yazılan satırlar ve kelimeler ne arabirleşse ortaya çıkan o kokudan korkup geri kaçan bir yoyo görüyorum vatikanda.kulağımda çok yenisel ezgilerin çığlığı ordan uzaklaşıyoruz.ve bianda köşenin biriyle karşılaşıyorum ama nasıl tam dead corner hani başka geçiş şansım yokmuştan farksız,oralarda durakalmalarıma çok seviniyorum.demekki hala yaşıyorum.
demekki surlar hala çalışıyor ve ırmaklar bu bahar da taşıp kuduracak.kuzular bi garip meliycek ve ezanlar artık duyulmuyacak.no necessarity for reminder.it only confuses your brain volume and hysteria abort the flight.flexxibilty is way more progressive, neandertal and sapiens a bit too.but what next???seriously?did you ever imagined about further evolution of human spicy:)especially philosophy of understandin life a birth complexcity talking about one fuckn volume which is fundamental and verticallerly in same line.same approach and same culture behind it.just ever imagine of percentage rise.?!?!=?!=%10
we fuckn now more percentage is real and we can obtain it as well.hey.its possible.im telling you..there are lots of fuckn things had been told to you as wrong.totally opposite of reality.to unfocus yourself from distance and put their fuckn trojan inside of your solidarity.which will be your end,but in some occasions some awaken people can define and hit back against this attacky attitude.hit for real please and hit with anorms.so WE can obtain a bit moooore energy to produce lower approach between my east and west.total awakeness will be an harmoy of 2 different cultures.1 is the manager and other one is slave.luckily we have "pilot" cultures for this example.it has and will be following in same letters my friend,because it is top secret above the uthopediacal closeups.which is historical amorphs designed by hellenistic swimming race.where is my redheaded irish?

7 Aralık 2014 Pazar

ergonomiksel kaymalarımın derin zeminindeki golf turnuvalarım tam hızıyla devam ederken ben yine seyir esnasında camı açan kozmonottan farksız,erişteleri gökyüzüne iliştiriyordum.feodal olarak nasıl güneşter isem sazlıksal olarak da bir o kadar antidinamik ve çakırfeyz olmaktan kendimi alıkoyamıyor,güneşe sırtımı verip onu kaslarımda görmeyi kesinlikle denizde ,havada ve karada gerigönderimle besliyordum.halbuki zatallerimde demirlemiş suyu, tahliye etmede olan vezirkeyf halim beni sulak buluyordu.sana birşey diyim mi diye başlıyan sensenibillerden bıkmadan usanmadan seferilik ebekliyordum.gözsel temazda suskun bileklerin karasal iklimde fazsal derinliklerde yürüdüğünü gayetbittabi anladım ama,insanoğlunun ateş çabalanmalarının dejavusu ruhumda bir an bile sayılamıyordu.sudan dikeldiğim tam da şu an,bir büyücüden farksız kendimin kristal küresine bakarken buldum kendimi bu buzgibi soğuk kağıtta.
ama sandınmıki soğurmadan uyanacaktım kana kana içerken meyvelerinin suyunu,yanarak doyacaktım gürültüne bitmeztükenmezezginde?o anda tekrar serinledi içimiz bize verilmiş ortastik başlangıçta nesillerdir çırpınan ruhların bileşkesi olarak..taşarak...yada sanarak..


seni sende bulduğum o günü hatırlıyorum ezeli dostum.sen tanımadığım değil yenilmediğimdin belki ama ben sana vu rul dum.hayır bunu senin bildiğin gibi oynamıcaz,çünkü gerçekten çok sıkılabilirim.neden bunu isteyesin ki?yoksa bilinmez şehrin de buralarda mı?ah ayağına kum olduğum dönüp de yanına konduğum..aslına sorduğum...güzü sonduğum.....işte sen bu yüzden beni bulduğun sera etkisinde sinek avladığım dükkanıma geceyarısı gelen kafası yarıklardandın şüphesizki.gördüm.....



3 Aralık 2014 Çarşamba

where you love?


saat 03.16


.rüzgar sancaklarımı yelpazesinde üfürüyor..sana dolduğum özgürlüğümle havaya fişek oluyor yarasaların göreninden ölüyorum.bu terslik ziyademde ıhlamur olurken,sen feslerininrengine azam ve muallak oluyorsun.sesimde evin olurken eşinde mendilin var..düşünemediğimgecelerinsırrındasın sen yine herkesten öte herkesten bencil.çözemediğim kalemderlerin evsiz satırlarında kahr-ı ziya oluyor,sefilliğimden yüzümü sana bakamıyorum.ey ademoğlununoğlu...sen peşinden gidemediğim yolumsun.sen ardına 3kulvel1elham okuduğumda nefer-i alemim oluyorsun.şimdi ve gelecekte..burda ve orda..sende ve bende..herşeyde...

pontusrum

denizde ahirda kumsalda ve mantarda her kosulda sonsuz izdirap ve sonsuz coskuyla karsilayacagim seni.sen nereye gidersen bende gelicem.soz.bigun karada bigun havada,dosthane bir ahirdankapiyla ahesteden hallice bir yeni cam balini hatirlatirsin bana.sepetlerinden taśarim ben yagmurlu haziran sabahlarina. .   .
biliyorum sende suanda benim gibi oluyorsun.. tekrardan her saniye..bak yine oldu. .   .b a k yine..
ikimizde ayni çapta oldugumuze gore gel seninle beraber bir gölet fabrikasi kuralim demiś babasi.torunu ne derse patlardi sahne?selam?bilemedin.ornitorenk.  .    .sefahatkarhanelerde durdurulan sosis arabalari gibi sokagin ortasinda tum ihtisamiyla dikiliyordu.anitsal bir zekasi ve cinssel bir iskelesi vardi.ismine munasir bir medeniyet seviyesinin dort haneli bandirmakyanaklisiydi.muzikte tür degistiriyordu adeta.agziyla yaptigi o seslerin altinda kendini bolca oldurmuslugunverdigidayanilmazhuzuryatiyordu.notalarda kabaran guve bocekleri gibi kanatlarini cirpistirdigi iste tam da su an; o yine dizimde cogaliyordu..en sevdigim sarkinin ezgisinde  parlak o isyan taslari..o taslarin dili olsa da konussa.denizdenkaldirim hizzada bulunmasi eserin aksak ritimde olmasini kanitlarcasina,sezilerimin esiri olanogullarindandi.gelgelelim genis bir tabana sahipti,sesinde bir hapishane vardi..konusamiyordu dogruduruzm.her seferinde iki alt notadan sarkiya giren bir halisaha oyuncusu gibi dupeduz yeniliyordu.tek bir golu yoktu. .    .
ve sonunda o a`n geldiginde;dizkapaklarinin cikardigi zangirdar ses ile ici üflenmisti.bikac milisaniye durakaladiginda esirioldugu kimyasallarin hisminda derin bir tevazu gosterisinin ardindaki feryatfigan kalelerindemirleriydi o sabah gunesin altinda asiri sicakta gokdelenlere dogru yurumektenalikonulamayantesadufi handangelmiślerogullari bulusmasinda yine de öndeki ekip baris konseptini ezberlemiśliginhatsafha derecelerindeydi(tek edit dereceleriydi-derecelerindeydi kisminda)(nonstopokumahizi=yazmahizi)


pontus rum alimlerine saygilar

2 Aralık 2014 Salı


YARMAZANADAM
ser.......sefil..... yarasalardık o gece senle ben..................
hiç       bir başarısı olmayan;hiç          bir         şey olmay a n bir a'n dan iba retlikbir do yuş varsa,bunu maksimize edilmeye programlanmışlıktanbaşka ?aslımabakarsam şaşakaldığmıbirgüzellik içimden geçiyor her nnefesthe.çolk şirin bir asabiyette kayboluyorum anlamımı çaprazlamayaçalıştığımkartezyenler gibi..ben a'n 'ın feşistiyim.senin geceleri uyuduğunsaatlerdeBEN her gece seni ve seni sevenleri sevdiğimi koruyorum.evet.sen uyurken beynimden ruhun geçiyor.kalbimde sesin atardamarla ra gömülü y o r bir batakl  k gibi.neferin oluyoruk en sessiz rüz ga'r ı m zamamd a azalıyoruz birlikte a ğırbaşlı çığraklar la .
bu ser ü v e n; ben de başlayıp ben de e v  r i lle şiyor.evrilleşemeyenlerinhepmerakuyandırdığıbir sel  a  a nın notaları gibi trombolinde yankılanıyor.ruhsal doyumun sebebiyetsiz çırpınak telleri; en harika mabedimin kulaklarını süslüyor..sen ki beni yaratmış olan, beni her a'nımda gözleyen o muazzzam rakkas....seni kutsuyorum.bu gece..şuuuu a''''''n.
evet sesimdeki gülücüğü duyuyorum!!!!ve çoğalıyor kalbinin titreşimleri...şu a'n ben içindeyimMM.MERHABA!seni tanımak büyük zevk ve ben yine çokça gelicem.seni buralarda görebilirsem bir a'nda evrim'm duruşabilir.n.
çünkü sen mer'akını gideremeyeceğinsorularsormaktankaçamayaduranademintorunu!zamamın delicesine hızı seni yıldızlardan alıpgökyüzünefırlatanmancınıklardabüyülemedimi???ç
ünkü sen zeminlerinsağlamınıseven amahep dışadönen feryatfigan ÖLÜ,sen asrın girdabında vezirlerebaş olan kudretsever kudrettaş..bunu ancak sen düşleyebilirdin.gezinebilegeldiğingecelerinsonunda sen değilmiydinhep gecelere bi gündüzüfedaederimdiyensimitintorunu.kromozomların hala sersefil ortalıkta.başlarınasıradandışıolaylargetirmekiçinçabalayantopyumaklarıgibihareketetmeyedevamediyoruz.birazdan bu satırlardan a'şkımız fışkıracak.iyi dinlen.

sevgidenfışkırakça akakçe ilişiğindeki gibi bir teğetçemberine odaklandığımızda.......... .    .      .         .




29 Kasım 2014 Cumartesi

deviş 05.58

deviş

yaşadığı yer ona başka bi hayat bırakmıyordu.ona verilen görevi yapmadan onun istediği şeylerin olmayacağını bildireli, bilinmez ve görülmez bütün lugatlardaki kuralları seyretmek yerine onlarla dans etmeye çabalamasının metanet ve riyanet bağışladığını göstermekten yorulmaya başlamıştı..
işler canlıyken dans edemezken işler solukken neler yapılabilineceğinin tamamen bir soru işareti olduğunu görmezden gelemezdi.düşünmekten yorulsa da;elle tutulur bir başarısı yoktu.düşüncelerinin çok dağınık bir yelpazede raks etmeleri, ona da fazla şans tanımıyordu.bu üstüne yapışmışlık çizilmişliği; kalbinde derin bir boşluğu doldurabilirken ona kayıtsız kalmak namümkündü.ve bu direnme işini rafa kaldırmayı düşünürken buldu kendini.çatıdaydı.bunları düşünürken  kendini apartmanın çatısında buldu.çoğu zaman böyle olurdu..bir düşünceyle uğraşırken zaman ve mekan algısını kaybeder kendini absürd yerlerde bulurdu.ama en çok doğayı severdi,doğaya en yakın hissettiği ve içini ışıkla dolduran yegane yer burasıydı özensiz bir ilgi ve betondan üretilmiş hayaller yağmuru şehrin içinde.güneşi görmecelik oynuyorlardı..saat henüz çok erkenken içeri sızmış ışık süzmeleri gibi birbirlerini çatallandıranların hissedebildiği en hızlı seyirde; karşılıksız gidilen bir yol ve aralarındaki tek fark ise açılarından ibaret etmiş bir vaziyette; şen , oldular; gözkapaklarına çarpan o ilk annesel dokunuşun gönlün en karanlık odalarını bileşkelere vuruyorlardı.aralarında sevginin yüceltisini çözebileceklerine dair bir his, o kadar uzun zamandır peşlerindeydi ki artık sırtlarındakı yeri yara yapmaktan yorulan yaşam yosunlarına benzetmişti.ölmeyecekmiş gibi yaşamanın ; bugün son gün olarak değiştirme fikri uzun zamandır kapalı kalmış bir gergedan gibi kokuyordu.
mart; hadi dedi,gidelim.saatlerdir dinlendikleri ormanda uzlarını keşfediyorlardı.derin bir ahestelik saçantozçiçeği onlara geceyi unutturmuştu ve şuanlar üzerinde, bunun haresinde olmanın hazzı katsayısından fazlaydı.birlikte oldukları zamanda sürekli mutluluk çevresinde oldukları çok nadirdi,öyle ki gagalamaktan yorulan kemikleri bile yıpranıyordu günden güneşe.sürekli dönen iki bedevinin dijital kopyalarıydı mart ile deniss.hunhar bi ikili.üstleri mütemadiyen is ve şehir kokardı.
sebepsizden doğmuşlardı saçançiçekleri merdivenlerini tohumlarıyla aşındırırken yelpazesel devişlerini tozlandırıyordu rüzğar ahuyla edayla mayayla.babayla.dayayla.dalayla.ma.

saat 15.49 ve gözümden gönlüme eşimden dilime sesimden etine anımdan zemine kardan beriye.beyinden veliye.bu bir


  deviştir!
bir pazartesi

herşey o beyaz sayfadan geldi.yaratılmış karelerin arasından derin ve soyut bir tiz sesinde buluşturdu o iki ezeli düşman ruhu.incecik çiseleyen yağmurun altında devindi sevgiye ve aşka aç o iki sessiz dede.bir çınarın altına sığınırcasına sonsuz ve karanlık bir fırtınada.ezeli ıslak, ezeli kudretli..
sesleri kesildiğinde yağmur damlalarının; onlar devirisi çok abzürd bi tınıda la minörde bir solonun peşindeydiler..bulamadıkları ise minör mü yoksa major mü devam etmesi gerektiğinde olası ama öte,dalgaboyundaki titreşimlerinin bırakabileceği duygusal seslenişlerdi diğerlerinin algılarında.herkesin içinde bir doğru olmasına rağmen onbinlerce farklı ses çıkıyordu o gün o yerde.kargaşanın tam ortasına bir sel gibi aktı  bas bariton çığlığı..sanki bütün o düşüncelerin bileşkelerini alırcasına önüne kattığı en ufak toza kadar bir harman yapıyordu .bunu nasıl yaptığından çok neden yaptığıydı ruhları gıdıklayan.çünkü sanki yaşamlardır yapmak istediğimiz ve beklediğimiz bir sanat olduğunu hissetmemek imkansızdan öte birşey değildi..

bir pazartesi  öğleni saat 3 sularında üst komşusunun düşürdüğü bir vazonun sesine; kendi ruhunda ve gerçek boyutta iki farklı evrendeki yansımalarına uyanmıştı.nefesini tutakaladursun,o ev senaryolarının en ironisiz düzenlemesinde bile kusursuz görünüyordu.terli suratı ve karışmış saçlarının arasından doğan açık o iki yay ; söylemek için çıldırdığı bir dünya olduğunu suratlarımıza dövüğordu..böyle uyanmalara karşı aşırıya kaçan tepkileri olabiliğordu.kırılma efektinin var olan en güçlü duygu oluşturucu olduğunda; sessiz güdüler kadar varoluşa yakın olabildiğinin artık bir sır olmaması gerektiğini düşündü..
hemen camdan içeri süzülen güneşe iliştirdiği gözlerini,huzurla yatıştırdı.ruhunun ona oynadığı bu sonsuz oyundan aldığı hazzı en çok sevdiği kasaya,yani içine tıkmaya çalışırken artık fazla gelen ve içeriye alınamayan o pahabiçilmez artıkları da yaradılış ile değiştokuş etmeye kararlıydı.artık o da bir günahkardı.daha çok hata yapmalıydı.. .

zihninde başlattığı bu iliksel fantaziyi hemen geliştirmeye koyuldu.perdelerini bir harekette çok yüksek bir hızla açtı.açılırken çıkan o ani ses,vazoda bulduğu aşkın kırıntısıydı onun penceresinde artık.bir an düşündü..ama hayat ona hep tohum ve toprak hikayeleri anlatmıştı.bu şişe hikayelerine alışık değildi.ama bir mesaj olduğunu keşfettiği an; o bir daha artık hiç eskisi gibi olmayacaktı.bundan artık emindi..içinde garip bir duygusuzluk mutluluğu vardı alacakaranlık vaktinde çarpılmış yakamoz balıklarının sırtsal yüzgeçlerindeki derin dalga boyutlarının irice kıyımlanması gibi semerdenfırlarcası seyirde olan ironsiz deniz aslanlarına benzetilebilirdi gayet de.ama aslolan aşkolduğuydu.koşulmayan yoluydu,derinde gezmeden, derine dokunmuyuydu , ateş bulurmuyuydu yook.herkes herşey,herşey herkes mi oldu yine bilinmedi.


-